Kalemişi

17

Haziran

Kalemişi Nedir?


Türk Kalemişi Sanatı, kökeni Orta Asya’ya dayanan 8-9. Yüzyıl Türk Uygur sanatı ile başlayıp, Türklerin göçleri ile Anadolu topraklarına taşınan bir sanat kolumuzdur. Kara Hoça ve Bezeklik duvar fresklerindeki süslemeler, Türk Sanatının motif dağarcığının merkezi olmuş, Türklerin İslam Dinini kabulü ile stilize motif ve kompozisyonların İslam Sanatı ile olan birebir örtüşmesi bu tarz desen ve uygulamaların gelişmesini sağlamıştır.

Orta Asya’dan Anadolu topraklarına uzanan yaşanmışlıklar ve tarihsel süreç, İslam’ın kabulü ile gelişen klasik sanatlar ve bu sanatların merkez kollarından kalemişi sanatı, Büyük Selçuklu, Selçuklu, Beylikler Dönemi, Erken Osmanlı, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Döne, Eklektik (Barok, Rokoko, Ampir sentezi) Dönem, Cumhuriyet sonrası ve de günümüze kadar gelen bir tarihsel bir tarz süreci yaşamıştır.


Mekânların tavan, duvar, kubbe gibi yüzeylerinde çalışılan kalemişi süslemeleri sıva, ahşap, taş, bez, deri, metal gibi pek çok değişik yüzeyde uygulanmıştır. Hatta ahşap üstüne kabartma olarak uygulanıp “Edirnekari” , sıva üstüne kabartma olarak uygulanıp “malakari” adını almıştır. 

Selçuki, Klasik, Barok, Rokoko, Ampir gibi tarzlarda uygulama tarz ve dönemleri olan bu sanatta 16. Yüzyıl Klasik tarzla zirveye çıkılan dönem olmuştur. Saray Nakkaşhanesi geleneği ile dönem bütünlüğü ve tarzı gösteren bu yüzyılda klasik sanatların her alanında bir Rönesans yaşanmış, kalemişi sanatı da verdiği muhteşem eserlerle, bu devrin nadide bir parçası olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu’nun batıya açılması ile sanatımızın her alanında hâkim olan Eklektik tarz Barok, Rokoko, Ampir karışımı, en çok kalemişi sanatımızı etkilemiş, Anadolu coğrafyasından İstanbul boğaz yalılarına kadar her mekân ve ortamda uygulanmıştır. Zenginliğin ve gücün bir simgesi olan altın, altın varak uygulamaları ile kalemişi sanatının önemli bir unsuru olmuştur.

 

KALEM İŞİ VE TEKNİKLERİ

Sıva , ahşap üzerine  boyalarla  desen çizme ve yazı yazma sanatıdır. Bu tenziyatı yapan kişiye kalemkâr denir. 

Kalemişi    zengin bir estetik ve zevkin bir ürünü olup   günümüze kadar gelmiştir  fakat gereken tecrübeye sahip olmadan yapılan restoransyonlarla  tanınmayacak hale gelse de yine duyarlı kişilerce tekrardan aslına uygun çalışmalarla eşi benzeri olmayan  mimarimizin   bir parçası olarak  renkleri  ve nakışları ile gözlerimizi süslemektedir.

Kalemişi  daha çok  cami, mescid, türbelerin  tavan yahut kubbelerine tatbik edilen bir süsleme sanatı olup diğer Türk Süsleme Sanatları gibi kendine has yapım teknikleri vardır.

 

TEKNİKLERİ : 

-    Sıva Üstü
-    Ahşap üstü
-    Mermer ve taş üstü
-    Malakari
-    Kumaş ve deri üstü

Sıva üstü Kalemişi :Uygulama alanı olarak mimari eserlerimizin çoğunluğunda göre bileceğimiz bir tekniktir.

Yapılışı : Yapılacak olan zemin   kireç ile badana edilir  ve yüzeye uygun desen  kağıt üzerine çizilerek  iğne yardımı ile delinerek  bir  kalıp  oluşturulur ve  çini sanatımızda olduğu gibi odun kömürünün ( zeminin koyuluğuna göre tebeşir tozu da kullanılabilir) iyice öğütülüp   gözenekli  bez bir kesenin içerisine konup hazırlanan kalıp üzerinde gezdirerek  desen zemin üzerine aktarılır.

 

Zemine aktarılan desen  doldurma fırça yahut uzun fırça ile  boyanır. Boyalar toprak boya olup  zamk-ı arabi ve yumurta akı ile karıştırılarak boyanın tutuculuğu ve kalıcılığı artırılır.Boyama işlemiden sonra  yine ince uçlu uzun bir fırça yardımı ile  içi boyanan desenlerin kenar çizgileri yani tahrir( kontur ) işlemi yapılarak son bulur.

Günümüzde  duvar  üstü plastik boyalarla yapılan bir tekniktir.

Görebileceğimiz yerler: Sultanahmed Camii, Yeni Cami

Ahşap üstü Kalemişi : Sıva üstü tekniğinden sonra en çok uygulanan teknik  olup daha çok kubbelerde, mahfil tavanlarında ve evlerin ahşap  bölümleri ahşap sandıklar, kutular da görülür.Daha çok Edirne evlerinde görülen türünde Edirne kari adı verilir. 

Yapılışı : Uygulanacak ahşap yüzeyin dayanıklılığını artırmak ve  düz ve pürüzsüz bir alan elde etmek  için  önce ahşap yüzeye bezir yağı , mürdesenk ve üstübeç ‘den oluşan macun çekilir ve desen  sıva üstü  tekniğindeki  gibi  zemin üzerine  aktarılır. Çizim ve boyama işlemini takiben   sonra lakelenerek son bulur.

Lake : bezir yağının tiner ile inceltilmesi yahut  yumurta akının şap ile kestirilmesi ile oluşan ince şefaf astara verilen isimdir.

Bu teknik de Erken dönem  süslemelerinde  daha çok hatayi ve rumi motifleri kullanırken  son dönem de  rokoko ve barok  üslubun da süsleme ögeleri kullanılmıştır.

Görebileceğimiz yerler : Üsküdar Atik  Valide Camii ve Topkapı Takkeci İbrahim Ağa camii,  mahfillerin de en iyi örneklerini görmek mümkündür.

Mermer ve Taş üstüne Kalemişi : Sıva üstü tekniği gibi yapılır ve boya   yağlı boya ve tutkallıdır. Mermer üzerine  uygulananlarda  altın varak da kullanılır.

Görebileceğimiz yerler : Kadırga Sokullu camii.

Malakari : Mala ile yapılan alçı  süslemedir.  Kubbe, tavan ve duvarlarda görülür.

Yapılışı : Dört farklı tekniği vardır.

- Normal Malakari : Horasan harcı  üzerine  istenilen renkler sürülür sonra üzerine  yine  kalığında sirke ile çürütülmüş  alçı  fazla kalın olamayacak şekilde tatbik edilir ve özel bıçaklarla eğimli kesilerek desenler kabartılmış olur.

- Müzeyyen Malakari : Desenlerin iç yüzeyi oyularak yapılan  malakaridir.

- Rölyef malakari : Detayların belirlenerek desen ile zeminin yanlardan birleşmesi sağlanarak kesilir ve en son renkler ince kıllı fırçalarla tatbik edilerek yapılan malakaridir.

- Hendese Malakari : geometrik şekillerden oluşan malakaridir.

Görebileceğimiz yerler : Yeni cami

Kumaş ve Deri üstüne  Kalemişi :

17.yy da  barok ve ampir üslubunda çalışmalarda uygulanmıştır.

Yapılışı : Ahşap bir konstrüksiyon üzerine   bez veya derinin  gerilerek yapıştırılması ile yapılan bir tekniktir. Üstübeç’in tutkalla sulandırılarak gerilmiş kumaş yahut deri üzerine sürülerek muşamba haline getirilir. Yağlı boya ya da  toz boyalar ile boyanarak   yapılır.

Görebileceğimiz yerler: Yıldız Sarayı  Cariyeler Odası.

 

Kalemişi

 

 
 

 

Kalemişi, mimaride duvarlarda, kubbelerde, tavanlarda, ahşap, taş, bez gibi malzemeler üzerine renkli boyalar ve altın varak kullanılarak yapılan süslemelerdir.Kalemişi süslemeleri yapan kişilere ‘kalemkar’, kalemişi desenleri hazırlayan kişilerede ‘nakkaş’ denilmektedir.

 

Kalem İşi

Bir mimari eserde cami, türbe, mescid, saray, kasır, köşk, yalı v.b. gibi yapıların kubbelerini, tavanlarını ve iç duvarlarını sıva, ahşap, bez, taş, deri gibi elemanlar üzerine renkli boyalar, kabartma ve bazende altın varak kullanılarak ince uzun kıllı kalem tabir edilen fırçalarla yapılan süsleme sanatına kalemişi denir. Bu tezyinatı yapan kişiye de kalemkar denir. Süsleme sanatları milletlerin kültür, sanat anlayışını ve tarzını gösteren unsurların başında yer alır. Asırlar boyu çok geniş bir alana yayılmış olan türk boylarını, uzun yıllar çok farklı inanç ve sanat anlayışına sahip olan toplum ve medeniyetlerle yapmış olduğu ilim ve sanat ilişkileri nedeni ile günümüzde zengin ve benzeri bulunmayan bir kültür hazinesine sahip olmaktayız. Bu hazinenin içersinde yer alan, zirvede olduğu zamanlarda (15-16yy) fevkalade motif ve kompozisyon tasarımları ile bizlere sanat açısından ışık tutarken bugün yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Günümüze orjinalliğini kaybetmeden gelen kalemişi örnekleri az bulunmakta, mevcut olan klasik eserlerimizdeki kalemişi o dönemin sanat anlayışını, desen ve kompozisyonlrarın karakteristik özelliğini yansıtmaktadır. Bu gibi eserlerin resmi idareler tarafından yapılan bazı restorasyon çalışmalarında mevcut orjinal nakışlar tahrıbata uğramış, buna rağmen bazı eserlerde orjinalliği korunarak onarılmıştır.  (Özellikle ahşap üstü kalemişlerine müdahale edilmemiştir.) Osmanlının son dönemi ve batıya yönelme dönemi ile klasik devir etkisini azaltarak yerini batı etkisi ile oluşan uslüp (ampir, barok, rokoko ) kalemişi uygulanmaya başlamıştır. Bu girişimlerde 15-16yy dan günümüze ulaşan özellikle sıva üstü kalemişi örneklerini azaltmıştır. Bunların sebepleri şöyle açıklanabilir.

1) Saray nakışhanesinde eğitimli olan kalemkarların ürettikleri eserlerin, daha sonra bu eğitim anlayışı ile yetişmeyen kalemkarların başarı oranlarının düşük seviyede olması. 2) 17 yy’da Avrupada başlayan moda akımlarının (ampir, barok) ülkemizde de yer almasıyla başlayan tahribatların klasik eserlerimize verdiği zararlar (özelikle ermeni, rum sanatçılar tarafından.) 3) Cumhuriyet tarihinde başlayan retorasyonlarda orijinal malzemeye uygun unsurların kullanılmaması ile orijinal tabakanın çürümesi ve yok edilmesine engel olunamamasına. 4) Restorasyon çalışmalarını kalemişi dalında eğitim almadan sadece kişisel beceriksizlik ve zevklerini ön plana alarak eserlerin onarılmasına müsaade edilmesi. 5) Özellikle eğitimsiz insanlarımızın temiz görünmesi amacıyla eski eserlerimizin üzerine yağlı boya sürmek suretiyle bir tarihin yok olmanına sebep olmaları (Sultanahmet camii müezzin mahfili altındaki dolap kapakları temizlenerek orjinalleri ortaya çıkarılmış ancak restorasyonu yapılmamıştır. Eminönü yeni camii müezzin mahfili ahşap üstü kalemişleri boya ile kapatılmış, yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kılıç Ali paşa camii müezzin bölümünün ahşap tavanı ( kalemişi ) tamamen dökülerek yok olmaktadır.

Kalemişi Teknikleri1) Sıvaüstü kalemişi 2) Ahşapüstü kalemişi 3) Taş- mermerüstü kalemişi 4) Deri-bezüstü kalemişi 5) Malakari Kalemişi

1) Sıvaüstü kalemişi Camii ve Türbe gibi yapılarda görülen sıva zeminine sürülen kireç üzerine yapılan kalemişi tekniğidir. Kullanılan malzemeler toprak ve bitkisel kökenli toz boyalar, arap zamkı (Zamkı arabi) ve yumurta akıdır. Bugün ise plastik boya nispeten doğal olan toz boyalar ve beyaz tutkal kullanılmaktadır. Ayrıca zaman zaman zemine alçı ve macun çekilerek yağlı boya kullanılarak kalemişi yapılmaktadır. Sıva üstü kalemişi örnekleri olarak Üsküdar Atık valide camii, Eminönü Yeni camii, Üsküdar Aziz Mahmut Hüdayi camii ve türbesi, Sultanahmet camii vb. gösterebiliriz.

2) Ahşap üstü kalemişi Özellikle (15-16yy’da) dini ve sivil mimarimizde Müezzin mahfi tavanlarında ve dolap kapaklarında kullanılan bir tarzdır. Bugünlere ulaşan örneklerin çok olması yapıların iç mekanlarında kullanılarak dış etkenlerden arındırılması ve bu gibi çalışmaların üzerine uygulanan lake tekniğinden dolayıdır. Lakenın anlamı şapla kestirilmiş yumurta akı ( aher ) veya osmanlı beziri, gaz veya tinerile inceltilerek oluşan şeffef bir sır tabakasına verilen isimdir. Ayrıca bu tür çalışmalarda kabartma tekniği üzerine altın varak bol miktarda kullanılmlştır. (Kılıç Ali paşa camii, Sultanahmet cmii, Kasımpaşa Piyale camii, Topkapı Takkeci camii)

3) Taş – mermer mermer üstü kalemişi Tutkallı toz ve yağlı boya malzemesi ullanarak yopılan bir tekniktir. Ayrıca desenler desenler içerisinde altın varak ta kullanılmıstır. (Kadırga sokullu paşa camii)

4) Deri- bez üstü kalemişi Ahşap tabla (konstrüksiyon) üzerine deri veya bez (muşamba veya Amerikan bezi ) gerilerek yapıştırılıp uygulanan bir tekniktir. Üzerine tutkalla sulandırılmtş üstübeç veya litopan sürülerek yağlı boya ve toz boyalarda uygulanmaktadır. Özellikle 17 yy’da başlayan moda akımı olan ampir, barok üslup çalışmalarında uygulanmıştır. Bu tekniğin duvarlara uygulanmış örnekleride bulunmaktadır. ( Yıldız sarayı cariye odası iç bölümleri )

5) Malakari kalemişi Osmanlı mimarisinde kubbe, tavan ve duvarlara yapılan alçı kabartmalı ve boya ile yapılan süsleme tarzı. Mala ile yapılan alçı süsleme denmektedir.Bu teknik kendi içinde 4 bölümde incelenebilir.

a) Normal malakari Kalemişi Horasan harçlı zemin üzerine 1- 2 mm inceliğinde alçı sıvanır. Kuruduktan sonra üzerine kullanılacak renkler, desenlerin taksimatına göre o alanlara sürülür. Daha sonra 3-4 mm kalınlığında sirke ile çürütülmüş alçı sıvanır ve hemen desenler tozlanıp özel hazırlanmış bıçaklar ille eğimli kesilerek desenler kabartmalı olarak ortaya çıkartılmış olur. (Eminönü yeni camii ) b) Müzeyyen malakari Kalemişi Bu teknikle motiflerin iç bünyeleri oyularak desende detaylar sağlanmış olur. c) Hendese malakari Kalemişi geometrik formatlardan oluşan tarzdır. d) Rölyef malakari Kalemişi Mermer oyma işçiliğinde olduğu gibi detaylar balirlenerek zeminle desenin yanlarından kaynaşması sağlanarak kesilme işlemi yapılır. En son olarak kullanılacak renkler ince kıllı fırçalar ile boyanır.

 

Paylas

Bize Ulaşın

Bize Ulaşın